REWHAT ARSLAN: BEN ERKEĞİ, ACINASI HALİNE İSYAN EDEMEDİĞİ YERDEN ÇİZMEYİ SEVİYORUM

Yazı Cadısı

Aslı Tohumcu

aslitohumcu@gmail.com

 

Ailecek hastası olduğumuz, her mecrada yılışıkça takip ettiğimiz Rewhat Arslan’ın yolunu kesmek için ne zamandır fırsat kolluyordum. OT’taki işlerine dört yeni hikâye ekleyerek hazırladığı Hatıran Yeter yayımlanınca, tuttum kolundan, cahil cesaretiyle dayadım burnuna kayıt cihazını. Diyeceğim, girizgahı uzatmadan sözü ona bırakıyorum. Böylesi en doğrusu.

Siz bu söyleşiyi ve hemen ardından (umarım) Hatıran Yeter’i okurken, ben de Rewhat’ın apartman kapısına tavşan şeklinde siyah bir çelenk bırakıyor olacağım. Eh he he he, saygılar!

Rewhat’cım merhaba. Nasılsın? Arife nasıl?

Merhaba Aslı’cım. İyiyim. Hatıran Yeter’i tanıtma çabasıyla geçiyor günler. Bu söyleşi iyi denk geldi o yüzden. Teşekkür ederim. Arife de iyi. Kişisel bakımını yaptıktan sonra pencere kenarında şöhretini sindirmeye çalışıyor. Kedi bile olsa, ünlü biriyle aynı evi paylaşmak zor.

Çizer: Rewhat Arslan

Yahu Rewhat, o kadar çokyönlüsün ki bir karikatürist olarak, bu kadar olur! Politikadan ikili ilişkilere birçok alanda, acayip yerinde gözlem ve saptamalarla dolu işlerin. Hamuruna ne katıyorsun da çıkıyor bu işler?

Bunun için çabalamıyorum açıkçası. Şanslı bir çocukluğun bıraktığı zihinsel kalabalık. Politik duyarlılığı yüksek ve fakat mizahı da gündelik yaşamlarından eksik etmeyen bir ailede büyüdüm. İstanbul’un denize sıfır semtlerinden İstinye’de yaşıyorduk. Manzaramız alabildiğine güzeldi. Arkadaşlarım ekseriyetle Karadenizliydi. Yeniköy’e yürür, Çiller’in yalısının duvarını ellerdik. Birkaç durak sonra Tarabya’da tavernaların karşısına çöker Cengiz Kurtoğlu, Arif Susam, Ayhan Aşan gibi arabesk-fantezi sanatçılarının ekolu eserlerini dinlerdik. Tavernadan çıkan kodamanların attığı izmaritleri kollardık. Öte yandan Emirgan’da okul piknikleri, pastoral sınıf sevdaları... Ve tabii olay 90’larda geçtiği için yakın gözaltıları... Tedirgin sessizlikler… Sigara dumanı içinde sallanan bağlama püskülleri, dertli türküler, kısık sesli Kürtçe müzik, çanak anten, dekoder, Şivan Perwer, Ahmet Kaya, Cine 5 reklam kuşağında dönen altın külçesi... Çocukluğum, ilkokulda yaptığımız pastel kazıma resimleri gibi siyah bir zeminde rengarenk parlıyordu. Tabii bunu görmek için 90’ların pusunu kazımak gerekiyordu. Ben de kazıdım.

Çizer: Rewhat Arslan

İyi ki kazımışsın! Yanlışım varsa düzelt... Çıktığın yolda, karikatürcü kimliğine hikâyeci kimliğini de eklemiş gibisin yıllar içinde. Özellikle Hatıran Yeter’de belirgin bu. Günün birinde, aslında yakın zamanda, sadece hikâye yazmak gibi bir düşüncen, isteğin var mı?

Aslında önceleri, çocukken Rıfat Ilgaz’ın Cankurtaran Yılmaz’ına öykünerek bir hikâye kitabı yazdım A4 kağıtlara. Vinyetleri de çizdim tabii ki. Katlayıp zımbalayıp el işi bir kitap yaptım. Sonra bu çizdiğim vinyetlere, yazdığım hikâyelerden daha çok ilgi gösterildi. Övgüyü çizgiden alınca oraya sarıldım ben de. Ama hikâyeyi, uzun uzun yazmayı hiç bırakmadım. Yaklaşık iki yıldır OT Dergi’de her sayı bir öyküm yayımlanıyor. Yine eskisi gibi ben çiziyorum vinyetleri de. Okurdan anladığım, artık hikâyeler vinyetleri gölgede bırakıyor. Bu da sevindiriyor beni. Birikenleri derleyip toplayıp sadece hikâyelerden oluşan bir kitap yapmak isterim. Hiç olmadı A4 çıkış alır zımbalar, bir sana bir bana iki nüsha yaparım.

İki nüshayı da ben alırım! Bu arada... Altını çizdiğim çok cümle oldu Hatıran Yeter’de. Türkçeyi bu kadar güzel kullanabilmeyi borçlu olduğun yazarlar kimler? Başucunda sadece hikâye ve romanlar değil, bol bol şiir de varmış gibi geldi bana.

İlk çizgi öykülerimi Öküz’e, Metin Üstündağ’a götürdüm. Metin Abi’nin şiirini de, karikatürünü de, hikâyelerini de çok severim. Onun gibi anlatmaya, söz söylemeye çalıştım bir müddet. Etkisi büyük bende. Metin Kaçan’ın Ağır Roman’ı, Fındık Sekizi, Harman Kaplan’ı... Onlardaki dil de etkiledi yazma biçimimi. Oktay Güzeloğlu’nun Sokak Mobilyaları ve Beyoğlu’nda Garibanın Otopsisi Yapılmaz’daki arabesk hikâyeleri, Mehmet Kartal’ın Suçun Piçi, Gecenin Gözleri gibi eşsiz gerçekçi eserleri işledikleri konular itibarıyla bana ilham vermiştir.

Yabancı samimilerden Jerzy Kosinski, Boris Vian, Bukowski ve daha Nietzsche’leri...

Yerli yabancılardan Sait Faik, ki zaten şiiri de içindedir öyküsünün. Orhan Veli, Ahmed Arif, Yılmaz Güney, Yaşar Kemal, Bedri Rahmi Eyüboğlu... Şimdi Azra Erhat’ın Mavi Yolculuk’unu aldım, onu okuyorum. Kendi zamanımızdan Murat Menteş’i iştahla okurum. OT’a editörlük de yaptığı için ayrıca, sabahlama geceleri odasına kapanmış yazarken, yazdıklarını henüz sıcakken okurum. Bu da yine bir şans benim için. Yazdıklarımı gösteririm. Yazmakta zorlandığım yerlerden sayesinde kolaylıkla geçerim. Hatıran Yeter’i kitaplaştırabilmemde çok emeği var kendisinin. Böyle de şanslı biriyim. Bir diğer şansım da hikâyelerimi ilk okuyan, onları derleyip toplayan, okunacak kıvama getiren OT’un editörlerinden Elif Ekinci’dir. Türkçeyi güzel kullanan o aslında. Yine OT’tan Faruk Kaya’yla sabahlamanın en koyu zamanı, benim odama çekilir birer bira açar, öyküye uygun bir fon müziği organize edip basılmadan son bir okuma yaparız. Faruk severse yürür öykü. Sevmeyince de “Tırt,” der, konu kapanır.

Çizer: Rewhat Arslan

İyiymiş. Peki.. Kişisel olan da politiktir elbette ama, seni Hatıran Yeter’i, yani aşkı ve ilişkileri çizmeye ve öykülemeye iten nedir?

Instagram’ın kaydırmalı gönderi sayısını 10 kareye çıkardığı zamanlardı. ‘Mini Dram’ adını verdiğim kısa öykücükleri o zaman çizmeye başladım. Öncesinde çocukluk anılarıydı bunlar, “90’larda tatmin olmak” alt başlığıyla çiziyordum. Biraz ilgi çekti. 9 kare çizip finalde şarkılı bir çizgi klip koyuyordum. Çocukluk da bir dönem. Harca harca bitiyor. Sonra ergenlik aşklarına giriştim. Orada, aşkta tutunamayan hüzünlü, çaresiz bir tip çıktı ortaya. Sevildi. İmkânsız aşk kovalar hâle geldim. Hikâye finallerine koyduğum arabesk şarkılar da destekledi bu formatı. Benim de acıklı mevzuları komik anlatmak gibi bir derdim vardı hep. Güzel denk geldi.

Sizin camianın, okurlar tarafından çokça cinsiyetçilikle eleştirildiği oluyor, olacaktır da daha. Ama Hatıran Yeter’de alıştığımız o klasik, karşısındaki kadını yatağa atmaya ve ertesi gün ondan kurtulmaya çalışan erkek tiplemesini görmüyoruz. Aksine feminen yönleri belirgin, uzun süreli ilişki, sevgi peşinde bir adamın maceralarına tanık oluyoruz. Bu adam nasıl çıktı ortaya?

Zamanında Herb Goldberg’in Erkek Olmanın Tehlikeleri kitabını okumuştum. Toplumun dayattığı erkeklik normlarının altında ezilen erkeğin içler acısı halini anlatıyordu. Çok ilgimi çekmiş, bakış açımı değiştirmişti. Biraz da rahatlatmıştı beni. Erkek egemen dünyada erkeğin işi kadın kadar olmasa da zor. Ama kadın başkaldırısı, örgütlü mücadelesi ve farkındalığıyla bu baskıyı politikleştiriyor ve dönüştürüyor. Erkek hem yaratılan ve ulaşması gereken erkekliğin altında eziliyor, hem yalnız, hem de bu baskıyı dillendiremiyor. Ben erkeği buradan, bu acınası haline isyan edemediği yerden çizmeyi seviyorum. Daha gerçek.

Çizer: Rewhat Arslan

Gerçek demişken... Hatıran Yeter’deki Rewhat’ın ne kadarı kurmaca, ne kadarı gerçek, insan merak ediyor. Özellikle karakterin zayıflıkları, kusurları bağlamında cesur çünkü.

Başkalarını anlattığım hikâyeler dışında çoğu gerçek. Mizahla süslenmiş, kurgusuyla uğraşılmış özyaşam öyküleri.

Gerçek hayattaki Rewhat hayli karizmatik ve yakışıklı bir adam. Tabii şimdi senden, başka birinden söz eder gibi söz etmek de tuhaf oldu ama... Kitapta neden çirkin Rewhat?

O senin güzelliğin Aslı’cım. Kendini çirkin çizmek bizim mizah dünyamızda bir gelenek.

Bunu da öğrenmiş oldum.

Güzel çizmeye çalışana “Delirdi herhalde,” denir. Bir de işimize geliyor açıkçası. Okurla karşılaşınca “O kadar da tipsiz değilmişsiniz,” diyorlar, hoşumuza gidiyor. Oysa yazarlar en havalı, en güzel çıktığı fotoğrafını kullanır kitap tanıtımlarında. Gerçekte tavşan gibi gezerler.

Gulp!

Hangisi daha iyi, bunu okurun takdirine bırakıyorum.

Adının anlamını bir de ben sorayım. Hatıran Yeter’de yaşanan anlara göre değişiyor ya anlamı, bu söyleşinin sonunda ne dersin, merak ettim.

"Parantez içinde gülüşmeler" gibi bir anlamı var. (Gülüşmeler)

 


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın