DÜNYA TARİHİNİN “KÜÇÜK” UTANÇLARI VE MURILLO

Bartolome Esteban Murillo, İspanyol barok sanatının en önemli temsilcilerinden biridir. Onun sanatını diğer barok ressamlardan ayıran nokta ise Sevilla’nın arka sokaklarında yaşayan kimsesiz çocuklardır...

“Küçük Dilenci” (The Young Beggar) adlı bu resimde 17. yüzyıl İspanya’sından bir sahne görüyoruz. O dönemlerde Sevilla sokaklarında dolaşsaydınız muhtemelen buna benzer çok sayıda çocuk görecektiniz. Savaşlarla ve salgın hastalıklarla geçen koca bir dönem, ardında çok sayıda yetim bırakmış ve sokaklarda yaşayan çocuk sayısı ciddi oranda artmıştı. 

Murillo da sanatında bu sokak çocuklarını resmetmeyi tercih etti diyebiliriz. Barok ressamlar sadece fırça kullanımı ve tercih ettikleri teknikle değil, yöneldikleri konular sebebiyle de birbirlerinden ayrılabilirler. 

Eserde barok sanatın güçlü özelliklerinden ikisi hemen göze çarpıyor. İlk olarak gölge-ışık zıtlığının resmin dramatik yönüne önemli bir katkıda bulunduğunu fark ediyoruz. Diğer yandan da barok sanatın saniyelik bir âna sıkışmış sahnelerinden biri olduğunu görüyoruz. Soldan gelen ışık çocuğun üzerine düşürülmüş… Burası savaşta yıkılmış bir ev olabilir. Ya da içindeki herkesin öldüğü, terk edilmiş bir bina. Bu kötü durumdaki binanın içinde, bir köşeye sinmiş olan erkek çocuğunun da pek iyi bir durumda olduğunu söyleyemeyiz. Ayakları çıplak, kıyafetleri yırtılmış ve son derece kirli… 

Bu çocuk bizimle bir iletişim kurma çabasında değil. Sanatçı figürün bize bakmasını istememiş. Çocuğu kendi kendine bir şeyler yaparken izlemek, sahnenin dramatik yapısını ve gerçekliğini de oldukça güçlendiriyor. Peki, bu çocuk tam olarak ne ile meşgul sizce? 

Buna şöyle cevap vereyim: Normalde Hollanda ve Belçika’da yapılan barok eserlerde, alegorik-gündelik yaşam sahnelerine sıkça rastlıyorduk. Bu sahnelerin birçoğunda anneler çocuklarının üzerinden bit ayıklamaktadır. Bu da annenin, çocuğun günahlarını temizlediğine ya da çocuğun saflığına ve masumluğuna bir göndermedir. Genellikle anne-çocuk sevgisi ve ilişkisi de anlatılmaya çalışılır. Ancak bu resimde çocuğun göğsündeki bitleri kendi başına ayıklaması onun kimsesiz olduğu düşüncesini güçlendirip sahneyi iyice dramatik bir noktaya taşıyor. 

Çocuğun etrafına baktığımızda ise yüreğimizi iyiden iyiye burkan bazı detaylar ile karşılaşırız. Mesela yerde duran karides artıkları, çocuğun karides yediğini değil, başkalarının artıklarla beslendiğini anlatır. Sonra, çantadan kurtulup yere dağılan birkaç elma… O dönemi göz önünde bulundurarak diyebiliriz ki küçük dilenci, herkesin kolaylıkla alabileceği, bir alt tabaka yiyeceği olarak görülebilir şeylerle karnını doyurmaya çalışmakta ancak iyi beslenememektedir. 

Ayaklarının altının çok kirli olmasından daha üzücü olan şey ise ayaklarında yaraların olmasıdır. Kendi kendini idare etmeye çalışan bu çocuk, o dönemin ressamlarının genel kalıplarına da uymaz. Genelde bu tip figürler yoğun deformasyon ile yapılarak ve figürün anatomik hatları çarpıtılarak korkutucu bir görüntü elde edilirken Murillo, yumuşak renk tonları ile birlikte zarif figürler resmeder. Bu zarif figürleri gördüğümüzde de onlara aslında çarpıtılmış figürlerden daha fazla üzülmeye başlarız, çünkü onlarla güçlü bir bağ kurarız. 

Murillo yaptığı resimlerle çağının büyük bir problemine ışık tutmuş ve sanki geçmişi gösteren bir pencereden, dünya tarihinin bu “küçük” sorununu görmemizi istemiştir. 1645-50 yıllarına tarihlenen bu eser, Paris’te bulunan Louvre Müzesi’nde sergilenmektedir. 


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın