Doğuşu Budizm’in benimsenmesine kadar dayanan Japon çizgi romanları mangalar, günümüzde kitap endüstrisinin en çok tercih edilen türleri arasında yer alır. Bu türün Amerikan kültürüne taşınıp en yaygın bilinen hâliyle “çizgi roman” adını alması ve bir furya başlatması da yirminci yüzyıla tarihlenmekte. Bugün hâlâ her Japon, yılda 15 manga alarak bu kültürün gelişmesine katkı sağlamaktadır… DC Comics ve Marvel gibi dünya devlerinin yarattığı unutulmaz karakterlerse bugün hem yayın hem de sinema sektörünün başat aktörleri…

Bugün iki farklı tür olarak yorumlansalar da manga ve çizgi roman arasındaki önce-sonra ilişkisi açık, ilham verip kültürlere göre değişkenlik göstererek büyüyen taraf barizdir; Japonya’da altıncı yüzyıl itibariyle varlık gösteren, edebiyat ve resmin iç içe geçmesiyle kusursuz bir anlatı sanatına dönüşen manga, değişen zamana yenilmeden günümüze ulaşmış ve popüler kültüre yön veren onlarca kahraman yaratmıştır.   

Peki, manga ve çizgi romanlar bugünlere nasıl geldi? İşte geçmişten günümüze manga ve çizgi romanın kısa tarihi…

Manganın tarihçesi

Özellikle din ve kültür anlamında büyük ölçüde Çin’den etkilenen Japonya’nın, altıncı ve yedinci yüzyıllarda yeni ve güçlü bir din olarak ilgi gören Budizm’i benimsemesiyle “manga” da doğmaya başlamıştır. Çünkü Budizm, Budist tapınaklarının yapımı ve duvarların resimlenmesini de beraberinde getirmiştir. Nara şehri bölgesindeki Toshodoji ve Horyuiji tapınaklarının duvarları ve tavanın arkasına resmedilen insan ve hayvan konulu karikatürler, aslında manganın ilk adımlarını temsil etmektedir.

Japonların (漫画) “çizgi roman” için kullandıkları bir sözcük olan, aynı zamanda Çin, Güney Kore, Tayvan ve Hong Kong gibi Japonya’ya komşu ülkelerin çizgi roman kültürünü de etkileyen manganın sözcük olarak ilk kullanımı 1770’li yıllara dayanır. Anime çizim sanatı ile çizilen manga, Japoncada sağdan sola doğru okunur. Ancak çizimleri animeye göre daha abartılıdır. 19. yüzyıl boyunca “manga” sözcüğü, üzerinde karikatür bulunan ağaç bloklarını temsil etmiştir. Özellikle Hokusai Katsushika’nın 1819’da yayımladığı ve öğrencileri için çizdiği taslak, çizim ve karikatürlerini adlandırılmak için kullanılmıştır. Hokusai çizdiği bu taslakları Çincede kaygısız, ilgisiz anlamındaki “man” (漫) ve resim anlamındaki “ga” (画) karakterlerinin birleşiminden oluşan “manga” sözcüğüyle tanımlamıştır.

Günümüzde Manga

Günümüzde mangalar, öykülü çizgi romanlar olarak biliniyor. İlk olarak çizgi roman dergilerinde seri hâlinde yayımlanan bu öyküler, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Japonya’da kurulan birçok yayınevi ile zamanla kitap hâline getirilmiştir. Günümüzdeki manga ve anime stilini geliştiren Osamu Tezuka adındaki doktor, bu alanın en etkili önderi kabul edilir. Osamu, Disney çizgi filmlerinden çok etkilenmiş ve doktorluğu bırakarak kendini tamamen mangalara adamıştır.

Manga, günümüz Japonya’sında da toplumun her kesimi tarafından okunan bir Japon klasiğidir. Özellikle gençlerin hayatında önemli bir yer tutmaktadır. Okullarda da tarih dersleri manga ile desteklenerek anlatılmaktadır. İstatistiklere göre bir Japon, yılda ortalama 15 manga satın almaktadır. Bu da ekonomiye yılda 250 milyar yen (31 milyar TL) katkı sağlar.

Kitap endüstrisinin yüzde otuzunu kapsadığı bilinen manga kültürü, ekonomi konusunda da özel bir alan teşkil eder. Günümüzde Japon manga örnekleri arasında en dikkat çeken başlıklar arasında One PieceNeon Genesis EvangelionInuyashaRurouni KenshinRanma ve Detective Conan’dan söz edilebilir.

Çizgi romanın tarihçesi

Çizgi roman ve resimli roman, yirminci yüzyıl sanatı olarak doğmuş, edebiyat ve resmin birleşiminden bir adım daha öteye gitmiş, çizgi ile hikâye anlatmak için birbirini takip eden panellerle kendi kurgu, anlatım ve görsel biçimini yaratan bir anlatı sanatıdır.  Bu tür, kendine has bazı terimler içerir:

Panel: Hikâyenin gelişimini göstermek için sayfanın belli parçalara ayrılmasıyla oluşturulan, çerçevelenmiş bir kompozisyon biçimidir.

Balon: Konuşma, düşünme metinlerini panel üzerinde yerleştirmek için kullanılan görsel araçtır.

Ses efekti: Sayfa yapısı içine hikâyedeki sesleri ifade etmek için yerleştirilen görsel araçtır.

1896’da gazete bandı olarak yayımlanan Richard Fenton Outcalt’in “The Yellow Kid” (Sarı Çocuk) eseri, çizgi romanın ilk örneği olarak kabul edilir. Daha önce de yazılı basında bazı denemeler yer almış, ancak ilk kez Yellow Kid çizgi roman terimleri ile hazırlanarak diğerlerinden ayrılmıştır.

Yirminci yüzyılın başlarında Amerika gazeteleri için üretilen ve gazete rekabetinde önemli bir yer tutan çizgi bantlar, daha sonra dergi formatında toparlanarak yeniden basılmaya başlanmıştır. Çizgi roman dergiciliği de böylece başlar. Zamanla çizgi romanlar çok sevilir ve talepler artınca dergiler için özgün üretim ihtiyacı doğar. Çizgi roman yayımcısı firmalar da bu dönemde boy gösterir.

Geçmişten bugüne çizgi roman dönemleri

Çizgi roman satışları, “Pulp” ile birlikte 1930-1940’larda olağanüstü rakamlara ulaşmıştır. Superman ile de popüler kültürde önemli bir yer bulmuştur. Hal Foster ve Alex Raymond gibi sanatçılar, çizgi roman sanatının başyapıtlarını oluşturmuştur. Yine aynı dönemde Will Einser, “The Spirit” (Ruh) gazete bandıyla ünlenir ve yaşamı boyunca çalışmalarını yürütür. Bugün Will Einser adını taşıyan prestijli bir ödül de bulunmaktadır.

EC Comics Dönemi, II. Dünya Savaşı sonrası yeni bir akım olarak başlar. O dönem, Amerika’da önemli bir yere sahip olan süper kahraman çizgi romanları popülerliklerini yitirmiştir. Onların yerini EC Comics önderliğinde suç, korku, gerilim ve bilimkurgu gibi yetişkin temalarını barındıran yeni bir akım alır. Ancak bu akım da tutucu çevrelerin şiddetli tepkisiyle karşılaşmıştır. Çizgi roman denince herkesin aklına ilk gelen, bu türün çocuklara yönelik bir yaratımı kapsadığı varsayımıdır; bu nedenledir ki konu, senato soruşturmalarına kadar varmış ve çizgi roman içeriklerine çok sert yasaklar getirilmiştir. Sonunda bu tür çizgi romanlar, türün önderi EC ile birlikte piyasadan silinmiştir.

Ancak çizgi roman için bir dönemin kapanması, başka bir dönemi açar. 60’ların başında küçük bir çizgi roman firması olarak başlayan Marvel Comics, kısa sürede dünyaca ünlü bir firma hâline gelir. Süper kahraman hikâyelerinin öldüğünü düşünenler için bu varoluş, bir mucize gibidir. Marvel döneminde süper kahramanlar yeniden çizgi romana dönmüş ve bu küçük firma da sektörün gözbebeği olmuştur. Yayın yönetmeni Stan Lee, müthiş bir öngörü ile çizgi roman dehası Jack Kirby’yi firmaya dahil eder ve önceki dönemlerden tamamen farklı bir süper kahraman evreni kurmayı hedefler. Aksiyon bazlı maceralara dramatik pembe dizi öğelerini de katarak yarı tanrı edasında dolaşan süper kahramanları halkın arasına indirir. Kozmik maceraların yanında, artık süper kahramanların trafik ya da aşk acısı gibi sorunları da vardır. Steve Ditko ve Billy Everett gibi sanatçıların da katılımıyla Lee’nin düşüncelerinin çok daha ötesinde bir evren doğar.

1980’lerle birlikte modern zamanlara geçiş yapılır. EC Comics döneminde yetişkin temalarıyla yansıtılmak istenen çizgi romanlar, 80’lerde Alan Moore ve Frank Miller, 90’larda da Neil Gaiman gibi yaratıcıların çalışmalarıyla, Amerika cephesinde yetişkinlere yakınlaşır. Pembe dizi formatından uzakta, kendi başlarına birer hikâye, hatta bir romana benzeyen bu eserler, İngilizce konuşulan ülkelerde “graphic novel” adıyla tanınıp sevilir.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de on binlerce takipçisi olan bu edebi anlatım türü, yaratıcılığından hiçbir şey kaybetmeden ikonik karakterler ve hikâyeler yaratmayı sürdürmektedir.

Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın